Menü
Başkanın Mesajı

Genel Başkanımızdan




Emeklilikte Hatalı Sistemler ve Gerçekler

Türkiye’de emeklilik sisteminin yaşadığı krizin nedeni ne erken emeklilik ne de insanların uzun yaşamasıdır. Asıl sorun; hizmet ve prim kaçakları, kayıt dışı istihdam, düşük bildirilen kazançlar ve tahsil edilemeyen sosyal güvenlik primleridir. Bu gerçekleri açıkça ortaya koymadan sağlıklı bir sosyal güvenlik sistemi kurulamaz.

Sosyal sigorta kurumları, esas itibarıyla nesiller arasında dayanışmayı ve adil gelir bölüşümünü sağlayan yapılardır. Bu kurumlar, çalışanlardan topladıkları primlerle emeklilik, yaşlılık, dul ve yetim aylıklarını ve sağlık giderlerini karşılamakla yükümlüdür. Bu nedenle primlerin zamanında, eksiksiz ve nakit olarak tahsil edilmesi hayati öneme sahiptir.

Ancak bugün Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin finansmanı ciddi biçimde zayıflatılmıştır. Kayıt dışı istihdam yaygınlaşmış, prim matrahları asgari ücrete sabitlenmiş, prim borçları affedilmiş ve milyarlarca liralık alacak zaman aşımına uğratılmıştır. Basında yer alan bilgilere göre SGK’nın bazı büyük kuruluşlardan 700–800 milyar TL civarında prim alacağı bulunmaktadır. Buna rağmen bu borçların etkin biçimde takip edilmediği ve tahsil edilmediği görülmektedir. Oysa 5510 sayılı Kanun’un 88’inci maddesi Kuruma bu konuda açık yetkiler vermektedir.

Bugün kamuoyunda oluşturulmak istenen “emekli maaşları aktüeryal dengeyi bozuyor” algısı gerçeği yansıtmamaktadır. Aktüeryal dengeyi bozan; kayıt dışı ekonomi, prim kaçakları, sağlıkta kontrolsüz harcamalar ve prim matrahlarının düşük gösterilmesidir. Emekliler bu sistemin mağduru, asla yükü değildir.

2025 yılı itibarıyla emeklilerimizin yaklaşık yüzde 80’i açlık sınırının altında yaşamaktadır. Ortalama emekli maaşı 17 bin TL civarında, kök maaşlar ise 11 bin TL seviyesindedir. Dul ve yetim aylıkları bunun da altındadır. Geçmişte en düşük emekli aylığı asgari ücretin iki katıyken, bugün emekliler asgari ücreti yakalamaya çalışmaktadır. 2000 yılından bu yana emekli maaşları reel olarak yaklaşık 2,5 kat erimiştir. Bu erimenin temel nedeni TÜFE’ye endeksli, refah payı içermeyen zam politikasıdır.

Bu nedenle Tüm Emekliler Derneği olarak açık talebimiz şudur: 2026 Ocak ayında tüm emeklilere 20 bin TL seyyanen zam yapılmalı, bunun üzerine enflasyon farkı eklenmelidir. Ancak bu şekilde ortalama emekli maaşı açlık sınırına yaklaşabilir.

Çözüm; gösterge ve katsayı sistemine geri dönülmesi, emekliliğin fiilî hizmet süresi ve ödenen prim esasına göre belirlenmesi, yüksek prim ödeyen ve uzun süre çalışanların teşvik edilmesidir. Emekliliği yaş değil, hizmet ve prim belirlemelidir. Yaşlılık güvencesi sosyal devletin her vatandaşına karşı asli görevidir.

Emekliler bir ömür boyunca çalışarak, üreterek, ülkesine değer katarak bugünlere gelmiştir. Emeklilerin bilgi, birikim ve tecrübeleri toplum için bir hazinedir. Unutulmamalıdır ki geçmişin emeği, bugünün temelidir. Tüm emekliler adına bir kez daha ifade ediyoruz: Emeklilik bir lütuf değil, alın terinin ve peşin ödenmiş primin karşılığıdır. Kayıt dışı ekonomi, prim affı ve ihmaller iktidarların mazereti olamaz.

Bu duygu ve düşüncelerle yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyor, derneğimizin 15. Olağan Genel Kurulu’nda bizleri yeniden bu göreve layık gören tüm emeklilerimize şükranlarımı sunuyorum.

Satılmış ÇALIŞKAN
Genel Başkan